Bu ders yaptığımız mimik
aktivitesi mimiklerimiz konusunda nasılda kontrolsüz olduğumuzu fark ettirdi. Demek
istediğim biz belirli birkaç duygu dışında mimiklerimizin nasıl şekillendiğinin
farkında bile değiliz ve çoğu zaman mimiklerimize hakim olma konusunda bile yetersiz
kalıyoruz. Oysa karşımızdaki bir kişinin yüzüne bakarak ne tür duygular içinde
olduğunu çoğunlukla kestirebiliyoruz ve bunu nasıl yaptığımızın farkında bile
değiliz. Örneğin; karşımızdakinin gergin, kuşkulu ya da heyecanlı olduğunu
anlıyoruz; fakat bunu nereden anladığımızı sorsalar tarif etmek gerçekten zor
oluyor. Zihnimiz biz farkında olmadan öyle mükemmel işler başarıyor ki hayran
kalmamak mümkün değil.
Bahsetmek istediğim bir diğer konu
çocukları özgür bırakmakla ilgili olan konuşmamızdı. Ben şu kuzeni mağduriyet
yaşayan ve kısa bir süre onlarla yaşayan öğrenciyim. Derste kendimi iyi ifade
edemedim. Benimde yaşadığımız toplumdan gelen titizliklerim var; ancak çocuk
gelişimi söz konusu olduğunda bunu törpülemeye çalışıyorum. Tabi ki çocuklar
kendine zarar vermediği ölçüde birçok şeyi deneyimlemeli; ancak sınırlar da
olmalı. Yumurta örneğini düşünecek olursak, eğer çocuk sadece yumurtayı elinde
gezdirmek için almak istiyorsa bunda bir sakınca yok. Çocuk elbette yanlışlıkla
düşürüp kırabilir tıpkı yetişkinlerin yapabileceği gibi. Ama niyeti fırlatmaksa
ve bunu bir kez yapmışsa yaptığının yanlış olduğunu anlayana kadar bir daha
vermemek gerekir. Birçok aile etrafı kirlettiği için çocuklarının kendi başına
yemek yemesine izin vermiyor. Oysa çocuk bunu döke saça öğrenebilir. Kısa
vadede etrafı temizlemek külfet gibi gelse de sonrasında çocuğun erken yaşta kendi
başına yemek yemeyi öğrenmesi aile için de rahatlık olacaktır. Ama çocuk
yemeğiyle oynuyorsa orada müdahale etmemek bana doğru gelmiyor. Bu konuda
söylenecek çok söz var. Çocuk sahibi olmadan söz söylemek çok doğru değil
belki; ama milletçe her konuda bir fikrimiz var ve bunu söylemeden de
edemiyoruz.
No comments:
Post a Comment